İzmir İl Başkanımız Metin Dökmeciler’in Demokrat Parti’nin 71. yıl mesajı
False
İzmir İl Başkanımız Metin Dökmeciler’in Demokrat Parti’nin 71. yıl mesajı
12 Ocak 2017 Perşembe

(DP Basın Merkezi  - 07 Ocak 2017) İzmir İl Başkanımız Metin Dökmeciler, Demokrat Parti’nin kuruluşunun 71. yılı dolaysıyla bir mesaj yayınladı.

 

Dökmeciler, yayınladığı mesajda şunları kaydetti:

 

“Demokrasinin harcını demokratlar karmıştır”

 

“Türkiye’nin bir “demokrasi” tarihi varsa bu, Demokrat Parti sayesindedir. Dahası bugün tartışılabilecek kadar dahi olsa var olan demokrasinin harcını demokratlar karmıştır.

 

“Bir düşe ortak olmak için, bir hedefe birlikte yürümek için geldik. Bir büyük davanın gerçek sahipleri olarak, Türkiye’nin bize ihtiyacı var diyerek geldik. Türkiye’yi, Türkiye’nin siyasetini yeniden şekillendirip, tarihi bir sorumluluğa ortak olmak için geldik. Biz demokratlarız. Biz Demokrat Parti’yiz. Biz milletin sesiyiz. Biz milletin ta kendisiyiz. Biz Türkiye’yiz” diyerek geldik.

 

Yüreği Demokrat Parti için çarpan kıymetli dava arkadaşlarım;

 

Hepimizin bildiği gibi Demokrat Parti 7 Ocak 2017 tarihinde Türk siyasi tarihinde 71.yılını tamamladı. Kuruluşumuz ve tarihimizle ilgili hafızamızı kısaca yoklamak gerekir ise;

 

Demokrat Parti Türk siyasi hayatının en önemli kilometre taşlarından birisidir.1950-1960 yılları arasında üst üste kazanılan 3 seçim ile iktidara hakim olmuş, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 27 yıllık iktidarına son vererek “beyaz ihtilal” olarak da adlandırılan başarısı ile birlikte yeni bir döneme imza atmıştır.

 

Demokrat Parti iktidarı sırasında Türk siyasi hayatına yeni bir dinamizm gelmiş, üretim artmış, hızlı bir büyüme ve gelir artışı sağlanmış, aktif bir dış politika uygulanmıştır.

 

Demokrat Parti 1946 yılında Türkiye Cumhuriyeti siyasi hayatına adım attıktan 4 yıl sonra, 14 Mayıs 1950 tarihinde iktidar olmuş ve 10 yıl süren kesintisiz yönetimine ne yazık ki 27 Mayıs 1960 yılında yapılan askeri darbe ile son verilmiştir.

 

Partimizin temeli hepimizin rahmetle andığı başında Celal Bayar’ın olduğu Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan’ın oluşturduğu grubun “çiftçiyi topraklandırma” tasarısına ret oyu vermesiyle atılmış, daha sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nde reform yapılması gerektiği “dörtlü takrir” vererek söylenmiştir.

 

7 Ocak 1946’da bu dörtlü; Demokrat Parti’yi kurmuşlardır. Demokrat Parti’nin kurulduğu günden itibaren halk tarafından büyük kabul görmesi nedeniyle iktidar, muhalefeti engellemek amacıyla 1947’de yapılması gereken seçimleri 1946’ya çekmiştir.

 

“Tek partili döneme son verdik”

 

Demokrat Parti seçime önce katılmama, sonra katılma kararı alarak seçim temasını bu gün de gerçek anlamda ihtiyacınız olan “yeter söz milletindir” sözü üzerine inşa etmiştir.

 

1950 yılında Türkiye’nin nüfusu 20.900.000 bin olup bu nüfusun yüzde 75’i kırsal kesimde yaşamaktaydı.14 Mayıs 1950 yılında yapılan seçimlerde 7.953.055 oyun 4.250.000’ini yani yüzde 53’ünü alan Demokrat Parti 408 milletvekili ile 27 yıllık tek partili iktidarı yıkarak tek başına iktidar olmuştur.

 

Daha sonra yapılan 2 seçimde yüzde 58 ve yüzde 47 oy oranlarıyla iktidar olan Demokrat Parti daha önce belirttiğim gibi 27 Mayıs 1960 yılında askeri darbe ile kendine “milli birlik komitesi” adı veren cunta tarafından devrilmiştir.

 

Başta Cumhurbaşkanımız Celal Bayar, Başbakanımız Adnan Menderes olmak üzere birçok milletvekili ve il başkanları Harbiye’ de gözaltına alınmışlardır.

 

Yaklaşık 11 aylık bir yargılama sonucunda ne yazık ki 15 Eylül 1961 tarihinde açıklanan karar ile 15 kişi ölüm cezasına, 31 kişi ömür boyu hapis cezasına, 418 kişi de 6 ay ile 20 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmış, 123 kişi de berat etmiştir.

 

Cumhurbaşkanımız Celal Bayar’ın 65 yaşı geçmiş olması nedeni ile ölüm cezası ömür boyu hapis cezasına çevrilmiştir.

 

“Miting meydanlarında değil, darağacında kefen giyenlerindir Demokrat Parti”

 

Türk demokrasi tarihine, Türk siyasi tarihine ve Türkiye Cumhuriyeti tarihine utanç ve kara leke olarak geçen bu kararlar 16 Eylül 1961 de Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın 17 Eylül 1961’de ise Başbakanımız Adnan Menderes’in İmralı Adası’nda idamı ile sonlandırılmıştır.

 

Hepsini büyük onur ve gurur, ayrıca rahmetle anarken o gün de bu gün de söylediğimiz gibi;

“Miting meydanlarında değil, darağacında kefen giyenlerindir Demokrat Parti.”

 

Tabi ki Demokrat Parti’nin ortaya koyduğu bu büyük dava, 71 yılda kimi zaman Adalet Partisi kimi zaman Doğru Yol Partisi kimi zaman Anavatan Partisi adı altında, şimdi de çatısı altında olmaktan gurur duyduğumuz “büyük Türkiye” hayalinin peşinden koşan dava arkadaşlarımız ile “Demokrat Parti” adı altında devam ettirilmektedir.

 

Bu büyük davanın içerisinde sayısız değerli insan görev aldı, ancak 9.Cumhurbaşkanımız rahmetli Süleyman Demirel, 8.Cumhurbaşkanımız rahmetli Turgut Özal, başbakanlarımız Sayın Tansu Çiller ve Sayın Mesut Yılmaz hangi durum ve şart altında olursa olsun kararlılıkla demokrasinin gerekliliğine inanan büyük Türkiye hayalinin peşinden koşmaya devam eden Genel Başkanımız Sayın Gültekin Uysal’a sonsuz şükranlarımızı sunuyorum.

 

Kıymetli dava arkadaşlarım;

 

Bizler demokratız, bizler Demokrat Partiliyiz, bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin Misak’ı Milli sınırlarını korumaya ant içmiş, bağımsızlığımızın en büyük simgesi olan bayrağımız ve İstiklal Marşımıza saygılı, büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve inkılâplarına sahip çıkan ve her insanın inançlarını özgürce yaşaması gerektiğine inanan demokratlarız.

 

Ancak günümüzde sebepleri ne olursa olsun iktidar sahipleri toplumu ötekileştirmeye çalışan, Misak’ı Milli sınırlarının sorgulandığı, bayrağımız ve İstiklal Marşımızın ıslıklandığı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu büyük önderimize Atatürk demekten çekinen, tek taraflı şekilci, kendi istediği gibi kendi istediğine ve kendi istediği biçimde inananlar yaratmaya çalışan, akılcılıktan uzak, hak arama yolları kapatılmış bir yönetim sergilemektedirler.

 

Unutulmamalıdır ki böyle bir yolu kendileri için yararlı sayanların bir gün aynı biçimde öz itibarlarını yitirdikleri görülmemiş bir şey değildir.

 

Devlet yönetimini elde tutanların taraf olmamaları, devletin gücünü keyfiliğe kaçmadan, adil ölçüler içinde kullanmaları husumet ve garazdan uzak kalmaları gerekmektedir. Bu hem edilen yeminlerin hem de vicdanların gereğidir.

 

Bizler biliyoruz ki siyasi akımların arasında tercih yapmak hakkı yalnız ve yalnız millette aittir.

 

“Şimdi birlik zamanıdır”

 

Milletin iradesine baskı ve yön verme halinde bu yolda oluşturulacak parlamentonun ve bu parlamentonun çıkaracağı hükümetin başı dik ve ömrünün uzun olacağı söylenemez.

 

Hepimizin bildiği gibi insanlar eşittir. Siyasi partilerin iktidar yolunda en büyük ihtiyacı insan olmalıdır. Bu nedenle teşkilatlarımızın yapıları önce biz il başkanları tarafından düzenlenmeli ve partimize yeni katılımlar sağlanmalıdır.

 

İşte bu nedenlerle tüm demokratlar, tüm Türkiye sevdalıları; Demokrat Parti’nin Meclis’te olması ve yeniden iktidara yürüyebilmesi için birlik ve beraberlik zamanıdır.

 

Türkiye’nin bir “demokrasi” tarihi varsa bu, Demokrat Parti sayesindedir. Dahası bugün tartışılabilecek kadar dahi olsa var olan demokrasinin harcını demokratlar karmıştır. Bu ülkede demokrasi karşıtı her tertibin ilk hedefi demokrasinin kalesi olan Demokrat Parti olmuş; tanka, topa, tüfeğe ve idam sehpalarına direnmiştir.

 

Nefesinin sonuna kadar, kesesinin sonuna kadar millet diyen bu dava yıkılmamıştır, yıkılmayacaktır.

 

O günden bugüne, sözleri ve özleri ile ders olmuş olan kıymetli demokratların emaneti olan Demokrat Parti milletindir. Gururumuz ise bizlere kutlanası bir günü armağan etmeleridir.

Bu gurur Türk Demokrasisi’nin, bu gurur Türk Milleti’nindir.

 

Sözlerimi, böyle bir davanın neferi olmaktan duyduğum onurla ve elbet bu koca ömre emeği geçmiş tüm şahsiyetlere duyduğum şükranla bitirirken, bir kez daha bu davaya, kısacası millete hizmet etmiş tüm kahramanlarımızı, demokrasi şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum.”


Kaynak ( DP )