Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök’ü ziyaret ederek şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusundaki endişelerini paylaştı
False
Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök’ü ziyaret ederek şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusundaki endişelerini paylaştı
15 Mart 2018 Perşembe

“İktidarın, bu süreç içerisinde ‘ben yaptım, oldu’ mantığıyla, kapalı kapılar ardında ne tür pazarlıkları yürüttüğü hususuna endişeyle bakıyoruz”

 

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök’ü ziyaret ederek şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusundaki endişelerini paylaştı

 

“İktidarın, bu süreç içerisinde ‘ben yaptım, oldu’ mantığıyla, kapalı kapılar ardında ne tür pazarlıkları yürüttüğü hususuna endişeyle bakıyoruz”

 

(DP Basın Merkezi – 15 Mart 2018) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök’ü ziyaret ederek şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusundaki endişelerini paylaştı.

 

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, şeker fabrikalarının kapatılmaması konusunda Şeker-İş Sendikası’nın başlattığı imza kampanyasına da destek verdi.

 

 

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, beraberinde yer alan Başkanlık Divanı Üyelerimiz Muhammet Kelleci, Ertan Küçükay, Nuri Efe, Arslan Salman ve Çay İlçe Başkanımız Hikmet Bülbül ile birlikte Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök’ü makamında ziyaretinde şöyle konuştu:

 

“15 yıllık iktidar döneminde tarım; ne yazık ki ayak bağı olarak değerlendirildi”

 

“Uzun yıllardır demokrat gelenekten gelen insanlar olarak Şeker-İş Sendikası’nın yürüttüğü mücadelenin içerisindeyiz. Merkez siyaset alanının daraldığı gibi merkez sendikal hareketin de alanının daraldığı 15 yıllık bir iktidar dönemini yaşıyoruz.

 

Bizler Demokrat Parti olarak geçmişten günümüze kadar tarım politikalarını geliştirmek için çalışan ve çiftçimizi önceleyici politikaların sahibi olduk.  Bugün de burada şeker fabrikalarının özelleştirilerek zaman içerisinde kapatılmasına kadar sonuçlar doğuracak karar hakkında düşüncelerimizi paylaşmak ve verilen bu mücadeleye katkı sağlamak adına bu ziyareti gerçekleştirdik.

 

Bu süreçte özellikle 2000 yılında Avrupa Birliği’nin de telkinleriyle ‘Derviş politikaları’ olarak ifade ettiğimiz politikaların devamı olarak tarım; ne yazık ki ayak bağı olarak değerlendirildi. Avrupa Birliği’ndeki tutumun akabinde ağacı sallarcasına hızlı bir şekilde tarımdakilerin kitleler halinde tasfiyesi denilebilecek süreçte, Türkiye gıda güvenliğinin, milli güvenliğin önemli bir parçası olduğu bir noktada, şeker pancarı, nişasta bazlı şeker, şeker fabrikalarının satılması konularında hem kamuoyunun hem bu işin birincil muhatabı olarak sizlerin mücadelesinin hem de bizlerin farkındalığı ve mücadelesi ortadadır.

 

Buna karşın üzülerek görüyoruz ki; Türkiye’de demokrasinin sadece seçim dönemlerinde değil ama müzakereci, çoğulcu demokrasi anlayışı aradığı dönemlerde de toplum kesimlerinin itirazlarının kaile alınması, dikkate alınması gerekliliğine uygun bir şekilde davranması gerektiğini düşündüğümüz iktidarın, bu süreç içerisinde ‘ben yaptım, oldu’ mantığıyla, kapalı kapılar ardında ne tür pazarlıkları yürüttüğü hususuna endişeyle bakıyoruz.

 

Bizim yaptığımız; siyasi iktidarın her yaptığını eleştirmek değil elbette. Ancak sorumlu bir siyasi geleneği sürdüren bir parti olarak altını çizmek isterim ki; kamu iştiraklerinin rolü sadece istihdam yaratmak değildir, aynı zamanda kurulduğu bölgelerin iktisadi, sosyal, kültürel havalarını da değiştirdiği asla göz ardı edilmemelidir. Maalesef konunun sadece iktisadi verilerle değerlendirildiğini görüyoruz.”

 

Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök ise yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

İsa Gök: “Şeker fabrikalarının yapılanmasını görmeden, ittifak çalışması yapmadan özelleştirilmesi, başlı başına yanlıştır”

 

“Ülkemizin siyasetinde demokrasiye adım attığı, Türkiye’nin çok partili hayata geçtiği dönem Demokrat Parti dönemi olmuştur. Demokratik olmayan yöntemlerle siyasette pek çok kez haksızlıklara da uğrayan yine Demokrat parti dönemleri olmuştur. Başta rahmetli Adnan Menderes ve bakanları olmak üzere bu partiye hizmet etmiş demokrasi şehitlerine Allah’tan rahmet diliyorum.

 

Rahmetli Menderes’in de açtığı şeker fabrikalarımız çoktur. Demokrat Parti, Adalet Partisi, Doğruyol Partisi, Anavatan Partisi ve devamında bu geleneğin devamı olan sizler tarıma en çok önem veren, köylüye en çok destek veren, bu amaçla politikalar üreten ve uygulayan partisiniz.

 

Dünyada da tarımın önemi gitgide ön plana çıkartılmakta, gıda güvenliği veya insanların hayatiyetlerini devam ettirebilmeleri için tarım politikaları üretilmektedir.

 

2000’lerde başlayan özelleştirme sürecinden bu yana güçlü bir duruş sergiledik, mücadele verdik.

 

Şeker fabrikalarının yapılanmasını görmeden, ittifak çalışması yapmadan özelleştirilmesi, başlı başına yanlıştır. Üreticinin olmadığı hiçbir ayağın tarım konusunda başarılı olması mümkün değildir. Şeker pancarı üreticisinin olmadığı bir tarım başarılı olamaz. Şeker endüstrisinin ıslah edilmesi gereken noktalar vardır ancak bu konular hep birlikte müzakere edilerek kolaylıkla çözülebilecek meselelerdir. Tek başına pancardan şeker üretebilen bir millet biziz. Bunun ehemmiyetini iktidarlara anlatmak mecburiyetimiz var.”

 

 

 

 

 

 

 


Kaynak ( DP )