Genel Başkanımız Gültekin Uysal başkanlığında toplanan İl Başkanları toplantımız, Genel Merkezimizde yapıldı
False
Genel Başkanımız Gültekin Uysal başkanlığında toplanan İl Başkanları toplantımız, Genel Merkezimizde yapıldı
22 Mart 2018 Perşembe

“Siyasetin, siyasi partiler arasında olmaktan çıkıp neredeyse kamplar rekabetine dönüştüğü bir ortamda kendi ideallerimizi, değerlerimizi her platformda dile getiriyoruz”

 

 

Genel Başkanımız Gültekin Uysal başkanlığında toplanan İl Başkanları toplantımız, Genel Merkezimizde yapıldı

 

“Siyasetin, siyasi partiler arasında olmaktan çıkıp neredeyse kamplar rekabetine dönüştüğü bir ortamda kendi ideallerimizi, değerlerimizi her platformda dile getiriyoruz”

 

 

 

(DP Basın Merkezi – 22 Mart 2018) Genel Başkanımız Gültekin Uysal başkanlığında toplanan İl Başkanları toplantımız Genel Merkezimizde yapıldı.

 

Tarımdan ekonomiye, uluslararası ilişkilerden içi politikaya kadar derinlemesine istişare yapılan toplantıda Genel Başkanımız Uysal, şunları söyledi:

 

“Memleket adına yeni bir dönemin başlangıcı ve pek çok gelişmeye gebe bir zaman diliminin içindeyiz. Özellikle 16 Nisan referandumu sonrası Türkiye’nin değişen şartları içerisinde bizler de çok uzun süredir fikriyatımızı, düşüncelerimizi milletimizle birleştirmeye devam ettik. Siyasal rekabetin, partiler arası rekabetin, topyekun siyasetin nasıl değiştiğini, özellikle AKP ve MHP ekseninde gelişen hadiseleri gözlemliyoruz. Siyasetin, siyasi partiler arasında olmaktan çıkıp neredeyse kamplar rekabetine dönüştüğü bir ortamda kendi ideallerimizi, değerlerimizi her platformda dile getiriyoruz.

 

“Ülkeyi bir bekaa meselesi olur hale getirenlerin, bu girdaptan çıkışı sağlayacağı noktasında ciddi şüphelerimiz var”

 

Ekonomik hadiselerden uluslararası hadiselere varıncaya kadar çok uzun süredir savrulan, istikametini kaybetmiş ülke fotoğrafı veren Türkiye’yi yönetenlerin, kendi risklerini memleketin riskiyle eşitleyip kendilerini kaçınılmaz bir kader haline getirmek için herkesi bu suça, vebale ortak etme gayretlerine ortak olmayacağımızı da ifade ettik.

 

Ülkeyi bir bekaa meselesi olur hale getirenlerin, bu girdaptan çıkışı sağlayacağı noktasında ciddi şüphelerimiz var. Özellikle Suriye’de gelişen hadiseler, PKK gibi Türkiye’ye karşı hasmani bir silahlı bir şekilde binlerce insanımızın şehit olmasına vesile olmuş bir terör örgütü neredeyse bugün Türkiye’yi idare eden AKP hükümetinin yanlış tercihleri neticesinde ABD, Rusya başta olmak üzere diğer ülkelerin güvenlik şirketi haline gelmiş. ABD’nin, Irak’ın kuzeyinde Barzani’ye bile vermedikleri desteği siyasal ve silahlı mücadele kapasitesi dolayısıyla PKK’ya verir hale gelmiş olmalarını da üzüntü içerisinde izliyoruz.

 

“Yerli ve milli demelerine karşın,

dillerinden düşenle icraatlarının çatıştığını görüyoruz”

 

Elbette siyaset yapanlar, ülkeyi, devleti yönetenler; bela okuyarak, temennide bulunarak, hamasi söylemlerle bu meselelerin üstesinden gelemez. Türkiye’nin akıl ve iradeyle çözebileceği bir meselesi vardır. Bugün yerli ve milli demelerine karşın, dillerinden düşenle icraatlarının çatıştığını da görüyoruz.

 

1994 sonrası özelleştirme dalgasından sonra devletin küçüldüğü, kamu iştiraklerinin elden çıkarıldığı, özelleştirme kanunlarında çerçevesi çizilmiş olmasına rağmen başta tarımda bölgeler arası gelir adaletsizliğinin olduğu, terör gibi bir belanın en temel sebeplerinden birisinin işsizlik olduğu ve bugün geldiğimiz noktada geniş işsizlik tanımıyla beraber devletin resmi rakamlarını da aşan bir şekilde 6 milyonun üzerinde işsizin olduğu bir memlekette elbette ekonomik problemler, bunların tabii yansıması olarak toplumsal buhranlar vatandaşımızın yaşadığı bir gerçektir.

“En nihayetinde geldikleri yer;

dini güncelleme lafları, İstiklal Marşı’nı güncelleme lafları”

 

Türk tarımının zaten var olan problemleriyle birlikte tercih edilen politikalar neticesinde büyük, uluslararası tekellerin, onların yerli ajanlarının eline geçme riskiyle karşı karşıya kaldığını görüyoruz.

 

Ekonomik verilerin başat belirleyici siyasi tercih unsuru olmasına rağmen, bununla beraber Türkiye’nin egemenliği, bulunduğu coğrafya, ülkemizin üzerinde durduğu temel değerlerinin de ülkeyi yönetenlerin 15 yıllık iktidarları boyunca bir yıkım mühendisliği içerisinde yerleşik kurumları, teamülleri yıkmak üzere kodlanmış olanların, en nihayetinde geldikleri yer; dini güncelleme lafları, İstiklal Marşı’nı güncelleme laflarıdır.

 

Geçmişi yok varsayanların, bulundukları makamın imkan ve imtiyazlarından yararlananların, daha fazlasıyla, büyük bir mücadeleyle kazanılmış ülkemizin kıymetini bilmek zorunda olduğunu ifade etmek isterim.”

 

 

 

 

 

 

 

 


Kaynak ( DP )