Genel Başkanımız Gültekin Uysal, dövizdeki önlenemeyen artış ve son ekonomik verilere ilişkin basın açıklaması yaptı
False
Genel Başkanımız Gültekin Uysal, dövizdeki önlenemeyen artış ve son ekonomik verilere ilişkin basın açıklaması yaptı
8 Ağustos 2018 Çarşamba

“Ne yazık ki artık dolar ve avro 5’ten büyük!”

 

“Döviz kuru, faiz ve enflasyon sarmalı ile ülkemiz ciddi bir ekonomik krizin eşiğine gelmiştir”

(DP Basın Merkezi – 08 Ağustos 2018) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, dövizdeki önlenemeyen artış ve son ekonomik verilere ilişkin basın açıklaması yaptı.

 

Yaptığı yazılı basın açıklamasında iktidarın yürüttüğü yanlış politikalar doğrultusunda ekonominin çözümsüzlüğe hapsedildiğini ifade eden Uysal, şu görüşleri dile getirdi:

 

“Ne yazık ki artık dolar ve avro 5’ten büyük!”

 

Uzun yıllardır “beton ekonomisi” ile büyümeye çalışan ve ciddi yapısal sorunlar içeren Türk ekonomisi, seçim kampanyası döneminde “çözüm biziz” minvalinde sözler söyleyen iktidarın yürüttüğü basiretsiz politikalarla çözümsüzlüğe hapsedilmiştir.

 

Dış politikada bizlerin de hak verdiği gerekçelerle “Dünya 5’ten büyüktür” diyen iktidar ve temsilcileri, dövizin 5’i geçmesine bu şekilde TL’nin erimesine aracılık etmiştir.

 

Ne acı ki döviz kuru, faiz ve enflasyon sarmalı ile ülkemiz ciddi bir ekonomik krizin eşiğine gelmiştir.  

 

“Histeri Krizi sonucu gelen bir ekonomik kriz ile karşı karşıyayız”

 

Histeri krizi diye tabir olunan psikolojik rahatsızlıkta hasta, içinde bulunduğu ruhsal bozukluktan bihaberdir. Hatalarını iletenlere karşı gösterdikleri ani ve asabiye seviyesi yüksek tepkiler de histeri krizi yaşadıklarının habercisidir. İktidar hatalarını kabul etmemekte dahası öfkesini kontrol edememekte ve bununla birlikte ülkeyi ekonomik bir krize doğru sürüklemektedir.

 

“Kambur kambur üstüne”

 

Dış finansmana, dahası uzunca bir süre “sıcak para”ya dayalı yürütülen ekonomi, üretim ve ihracatın ithalata dayalı bir yapıya dönüşmesi sonucu, tamamen dışa bağımlı ve tehditlere açık hale gelmiştir. Ekonomideki yapısal sorunlara ve dengesizliklere bir de FED‘in faiz artırımı ile başlayan dünya konjonktüründeki olumsuz gelişmeler eklenince, bugün maalesef ki mahkum ettikleri dış finansman koşulları her geçen gün zorlaşmaya ve pahalılaşmaya başlamıştır.

 

ABD ile son yıllarda pek çok alanda ortaya çıkan ve bir türlü çözümlenemeyen sorunlara ek olarak, son olarak yaşanan Rahip Bronson krizi piyasalarda çok şiddetli dalgalanmalara yol açmıştır. Türk Lirası, ABD doları ve Euro karşısında hemen hemen her gün yeni rekor seviyelerini zorlarken, 2 ve 10 yıllık tahvil faizleri de yeni rekor seviyelerine ulaşmıştır. 7 Ağustos 2018 günü itibariyle 1 ABD doları 5,42 TL ve 1 Euro 6,20 TL seviyelerini aşmış, aynı dönemde 2 yıllık tahvil faizi yüzde 22,01, 10 yılık tahvil faizleri ise yüzde 20,09 ile tarihi zirve seviyelerine ulaşmıştır.

 

Dövizdeki rekor seviyeler bir yandan reel sektörün TL cinsinden yükümlülüklerini artırırken, bir yandan da girdi maliyetlerindeki artışlar nedeniyle enflasyon oranlarının da yükselmesine neden olmaktadır. Nitekim, Temmuz 2018 ayı itibariyle 12 aylık TÜFE yüzde 15,85’e ulaşmıştır.  ÜFE oranlarının şimdiden yüzde 20’ye ulaşmış olması ve döviz kurlarındaki geçirgenlik nedeniyle önümüzdeki aylarda enflasyondaki artış trendin sürmesi beklenmektedir.

 

“Döviz kuru, faiz ve enflasyon sarmalı Türk halkını her geçen gün fakirleştiriyor”

 

Enflasyondaki bu yüksek artışlar halkımızın alım gücünü her geçen gün olumsuz etkilemekte, memur, emekli, işçi, çiftçi gibi dar gelirli kitleleri açlık sınırının bile altında bir yaşama zorlamaktadır. Marketteki ve pazardaki enflasyon elleri yakmakta, vatandaş boş file ile evine dönmektedir.  

 

İktisatta bilinen bir söz vardır; “Enflasyon, taşınmanıza gerek kalmadan, daha pahalı bir muhitte oturmanızı sağlar.”

 

Vatandaşımız iktidarın yanlışları neticesinde aynı kalitedeki mal ve hizmetleri daha pahalıya tüketir hatta pahalıya nefes alır olmuştur.

 

Beklentimiz ve arzumuz; ABD başta olmak üzere tüm ülkelerle mevcut sorunların kısa sürede çözümlenerek, uluslararası hukuka saygılı, ülkemiz çıkarlarını gözeten, ancak karşılıklı çıkar ilişkisine dayalı, dengeli ve sağlıklı ilişkilerin yeniden tesis edilmesidir.

 

Ekonomide yaşamakta olduğumuz kısır döngüden kurtulmak için yapılması gerekenler; hem yerli hem yabancı yatırımcıya güven verecek, insanımızı kaygıların kurtaracak bir biçimde hukukun üstünlüğünün sağlanması, üretim ekonomisine dönülmesi, teşviklerin buna göre yeniden düzenlenmesi, bütçe disiplini, gereksiz yatırımların ertelenmesi/iptal edilmesi, TCMB ve özerk kurumların bağımsızlığının tesis edilmesi, bütçe disiplini, gelir-gider şeffaflığı ve denetimidir.

 

Söz konusu tedbirlerin bir an önce alınması ve başarılı olunması dileğimizdir.”


Kaynak ( DP )