Genel Başkanımız Gültekin Uysal, TBMM’de bir basın toplantısı düzenledi
False
Genel Başkanımız Gültekin Uysal, TBMM’de bir basın toplantısı düzenledi
12 Ekim 2018 Cuma

"Türkiye'nin kademe kademe keyfi bir yönetim anlayışı içerisinde sistemsel ve yapısal bir çöküşe doğru ilerlediğini görüyoruz"

“TBMM’de grubu olmayan milletvekilleri ve bağımsız milletvekillerinin de etkinliğini sağlayacak iç tüzük düzenlemesi bekliyoruz”

 

(DP Basın Merkezi – 11 Ekim 2018) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, TBMM’de bir basın toplantısı düzenledi. Uysal, "Türkiye'nin kademe kademe keyfi bir yönetim anlayışı içerisinde sistemsel ve yapısal bir çöküşe doğru ilerlediğini görüyoruz" dedi.

 

Genel Başkanımız ve Afyonkarahisar Milletvekilimiz Gültekin Uysal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Meclisin çalışmalarına başladığını anımsatarak, herkesin Türkiye'nin daha demokratikleşmesini istediğini ancak "kuvvetlerin uyumu" diye propagandası yapılan yeni hükümet sisteminde buna uyulmadığını ifade etti.

 

Yeni sistemde Meclisin en temel vazifesinin "kendi varlık sebebine sahip çıkmak" olduğunu belirten Uysal, milletin can alıcı meselelerinin Mecliste çözüm bulması için başta başkanının olmak üzere TBMM'nin tüm üyelerin üzerinde büyük mesuliyet olduğunu söyledi.

 

Uysal, TBMM'nin daha aktif şekilde hem yasama hem de denetleme faaliyeti yerine getireceği imkanlara kavuşmasını umduklarını sözlerine ekledi.

 

Uysal, toplantının devamında şöyle konuştu:

 

“Doğruya doğru yanlışa yanlış diyebilmek zaruridir”

 

"Ekonomilerin artık en temel girdisinin hukuk ve demokrasi olduğu noktada, bu sistemin her geçen gün sade vatandaştan büyük sermayeye varıncaya kadar ürettiği maliyeti, sivil toplum kuruluşlarıyla beraber hepimizin fert fert görmesi gerekiyor. Türkiye'nin kademe kademe keyfi bir yönetim anlayışı içerisinde sistemsel ve yapısal bir çöküşe doğru ilerlediğini görüyoruz.

 

Hem Sayın Cumhurbaşkanı hem de Meclis Başkanının sistemin merkezinde yasama ve denetleme faaliyetleri sırasında ilk büyük sınavını Telekom’un özelleştirilmesi ve sonrasında yaşanan hadiselerle ilgili İyi Parti grubunun verdiği teklifin Meclis görüşmeleri çerçevesinde de reddetmeleriyle açık niyetlerini görmüş bulunduk. Çoğunluklu anlayış içerisinde milletimizin önemli bir değerinin, hem özelleştirilme süreci hem de sonunda deyim yerindeyse “kravatlı bir soygun” diyebileceğimiz bu ölçekteki bir ekonomik varlığın, nasıl bu noktaya geldiği hususunda milletimizin taleplerini burada seslendirirken, iktidar partisi de MHP de diğer partiler de temenni etmiştik ki buna destek verir ve milletimizin bu konudaki talepleri, soru işaretleri ortadan kalkar. Oysa MHP’nin desteğiyle beraber kanunları bu anlayışla geçirme niyetindeler.

 

“TBMM’de grubu olmayan milletvekilleri ve bağımsız milletvekillerinin de etkinliğini sağlayacak iç tüzük düzenlemesi bekliyoruz”

 

Hem referandum sürecinde Türkiye’nin bu yeni sistem değişikliği diye tabir edilen bu sürecin içine girmesinde hem de bugün TBMM’deki varlığı ve sayısal konumu noktasında MHP’nin sahip olduğu tavrın önümüzdeki süreçte TBMM’nin kendi varlığına sahip çıkma noktasındaki gücünü ortaya koyacak, anlam katacak, nefes aralığını genişletecek önemli bir fonksiyon göreceği kanaatindeyim. TBMM’nin bu süreçlerde daha etkin bir şekilde hem yasama faaliyetine hem de milletin derdine derman olabilecek bir iç tüzük değişikliğini, hem grubu olmayan milletvekilleri hem de bağımsız milletvekillerinin Meclis Genel Kurulunda, komisyonlarında daha aktif bir şekilde söz sahibi olabileceği bir iç tüzük düzenlemesini de beraberinde beklemekteyiz.

 

Sadece siyasetin değil, devlet bürokrasinin de pek çok açıdan ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Hükümet sistemini altüst eden anayasa değişikliği ardından son bir yıldır yaşanan buhran bir tesadüf değil bir sonuçtur. Geçtiğimiz hafta Sayın Cumhurbaşkanı AK Parti'nin Kızılcahamam kampında bürokraside yaşanan sıkıntılardan bahsetmiş ve "güç bende, yaptım oldu" anlayışıyla önü sonu düşünülmeden atılan adımların bürokraside neden olduğu sorunları kendisi de zımnen kabul etmiştir.

 

“Devlet bütçesinin nerede ve nasıl kullanılacağının tayini ve denetlenmesi çok önemli”

 

Milletimizin temsilci tayin ettiği vekillerinin devletin bütçesinin nerde ve nasıl kullanılacağı başta olmak üzere bütçe hakkının yapısal olarak engellendiği ve bütçe üzerinden hem yaptırım uygulayabilmek hem de denetleyebilmek noktasında yürütme erkiyle ilişkisinin temeli olması noktasında önümüzdeki sürecin önemli bir dönem olacağı kanaatindeyiz.

 

“Milletimizin öncelikli meselelerini geçiştiremeyiz”

 

Pek çok noktada ekonomik sıkıntıların yaşandığı gibi meseleleri, fabrikasyon bir Meclis gündemiyle beraber çok hızlı bir şekilde geçiştirmenin milletimize fayda getirmeyeceğini düşünüyoruz. Demokrat Parti olarak bu süreçte bu çatı altındaki herkesin sorumlu bir anlayış davranmasını beklemekteyiz.

 

“Hakikatin rengi gridir anlayışıyla uzlaşmacı süreci elzem görüyoruz”

 

Alışılagelmiş kutuplaşmış, siyah beyaz arasına sıkışmış bir siyasetten ziyade, hakikatin renginin gri olduğu anlayışı içerisinde daha müzakereci, daha katılımcı bir sürecin işlemesini de Türkiye için elzem görüyoruz. Burada birinci derecede sorumluluk muhalefetle birlikte iktidar partisindedir. Telekom araştırma önergesinde gördüğümüz gibi, muhalefet tarafından yöneltilen her türlü teklifin “toptan bir ret” anlayışla sürdürülmesi devletimize de milletimize de bir fayda sağlamaz.

 

Sorumlu siyaset anlayışıyla, doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilmenin öz güveni içerisinde milletin gerçek meselelerini TBMM kürsüsünden seslendirmeye devam edeceğiz.

 

“Türkiye’ye yeni bir boyut kazandırmak zorundayız”

 

Milletin tevdi ettiği yetkiyle Meclis sıralarında oturan başta MHP olmak üzere herkesin hassasiyet göstermesi gereken şey; bu Gazi Meclisin büyük olma vasfını yerli yerine koyabilmektir. Egemenliğin sınırlandırıldığı, siyasi denetimin yapılamadığı, beraberinde adli ve idari medya denetiminin yapılamadığı, kayıt dışı siyaset anlayışıyla Türkiye'nin 15 Temmuz'da nereye geldiğini gördük. Bu tür sınırsız güç anlayışı içerisinde, mutlak gücü denetlemeyi sıfır noktasına indirgeyerek iktidarın da bir şey elde edeceği kanaatinde değilim.

 

Türkiye eğer önümüzdeki süreçte demokrasisine, hukukuna, eğitimine, ekonomisine yeni bir boyut katabilme imkanı bulabilirse; orta ölçekli bir güç olarak dünyadaki önemli yerini alabilecektir.”

 


Kaynak ( DP )