Genel Başkanımız Gültekin Uysal TBMM’de bir basın toplantısı düzenledi
False
Genel Başkanımız Gültekin Uysal TBMM’de bir basın toplantısı düzenledi
24 Kasım 2018 Cumartesi

“Ekonomide ciddi sıkıntıların bittiği değil, başladığı bir dönemin içindeyiz”

“İktidarın enflasyonun sorumlusunu Polatlı’da yakaladığına şahit olduk”

 

(DP Basın Merkezi – 23 Kasım 2018) Genel Başkanımız Afyonkarahisar Milletvekilimiz Gültekin Uysal TBMM’de bir basın toplantısı düzenledi.

 

Toplantının başlangıcında Genel Başkanımız Uysal, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla adanmışlık ruhu içerisinde görevlerini yapan öğretmenlerimizin gününü kutladı. Türkiye’nin en öncelikli, bir numaralı meselesinin eğitim olduğunu ifade etti. Uysal, eğitim açısından 16 yıllık Ak Parti iktidarları içerisinde en başarısız döneminin olduğunu kendilerinin de zımnen kabul ettiklerini söyledi.

 

“Mutsuz bir eğitim camiasının mutsuz nesiller yetiştirmesi mümkün değildir”

 

Genel Başkanımız Uysal, şöyle devam etti:

 

“Öğretmenlerimizin mutsuz olduğunu yapılan araştırma sonuçlarına bakarak biliyoruz. Mutsuz bir eğitim camiasının mutsuz nesiller yetiştirmesinin mümkün olmadığını da biliyoruz. Öğretmen atamalarının bir atama sendromuna dönüştüğü, insan planlaması yapamayan bir ülkenin eğitim fakülteleriyle beraber en önemli kaynağının heba edildiği gerçeğiyle milletimiz karşı karşıya. Eğitimin niteliğini sadece alüminyum kaplama, granit kaplama binalar ve derslik sayısına indirgeyerek tartışabilme imkanımız yoktur. Cumhuriyet fikrinin, ideolojisinin taşıyıcısı olarak bu devletin kurulduğu andan itibaren en merkezine oturtulmuş, öğretmenlerimizin toplumdaki karşılığı, prestiji itibariyle sosyo ekonomik açıdan da önemli kayıplarının olduğu ortadadır.

 

 

Bu ıstırapları yaşayan özellikle ücretli öğretmenlerin, bu hafta içerisinde bizleri de ziyaret etmesi sebebiyle ifade etmek isterim, ücretli öğretmenlerimizin de uzun bir dönemdir öğretmenlik yapmış olmalarına rağmen bu mağduriyetlerini, özlük hakları ve mesleğe kabulleri hususundaki sıkıntılarını da paylaşmak isterim. 

 

“Yetişmiş insan gücümüzü kendi ülkemizde tutamıyoruz”

 

Rahmetle yad ettiğimiz Cumhurbaşkanımız Demirel’in “camiye, okula, kışlaya siyaseti sokmamak” hususundaki öngörüsünü bir kez daha hatırlatmak isterim. Siyasetin maalesef Türkiye’de okullara, üniversitelere sıçramasının en nihayetinde 15 Temmuz günü kışlaya sıçramasının sonucunda ne tür bir bedel ödediğimizi hepimiz gördük, büyük bir travma yaşadık. Bugün de okullar siyasetin arka bahçesi haline getirilerek özellikle iktidar partisinin uzantısı olan sendikanın üyeliğinden başlayarak topyekun bir camianın vesayet altına alındığı gerçeğini hepimiz biliyoruz. Özellikle eğitim camiasında liyakatin merkez alınmadığı bugünün dünyasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi insan gücünü daha nitelikli ve donanımlı hale getirmek mecburiyetinde olduğunu biliyoruz. Hedeflenmesi gereken budur.

 

İktidarın iddialarını, tezlerini bir iman meselesiymiş gibi görerek, hukuksuzluk ve yolsuzluklarını bir iman konusu yaprak savunacak kitleler üretmek olarak tasnif ederseniz, Türkiye kendi geleceğini kuşatamaz.

 

Maalesef yetişmiş insan gücümüzü kendi ülkemizde tutamıyoruz. Yetişmiş insan gücümüz ülkemizde bir gelecek hayal edemiyor. Siyasi önceliklerimizden bağımsız bir şekilde nitelikli öğretmen konusunu çözmek durumundayız.

 

“İnanmadıkları bir konunun tarafı oluyorlar”

 

İçinde bulunduğumuz hafta TBMM’de TOBB Kanunu’nda birtakım değişikliklerin yapılması hususunda iktidar temsilcileri eliyle kanun teklifi verildi ve görüşüldü. Bu tür şahsa bağlı, kişisel düzenlemelerle Meclisin itibarıyla da oynandığını, deyim yerindeyse oyuncak haline getirildiği söylenebilir. TBMM Genel Kurulu’nda tartışmalar çerçevesinde hem teklif sahiplerinin hem Ak Parti grubunun meseleyle ilgili savunmalarına baktığımızda zaten inanmadıkları bir konunun tarafı olduklarını zımnen kabul eden açıklamalarla psikolojilerinden de anlayabiliyoruz.

 

 

Türkiye’nin en temel problemlerinden birisi de gerçek gündemin TBMM’ye yansıyamamasıdır. İktidarın Cumhurbaşkanı hükümet sistemiyle sadece bakanların meclis bünyesinden seçilmemesi noktasına indirgendiği, bir kişinin yürütmeyi, yargıyı, yasamayı kendi kontrolünde yönlendirdiği bir sisteme demokratik nizam adını verebilme imkanımız yoktur.

 

“TOBB Başkanı dibine kadar siyasete bulaşmıştır”

 

Biz özellikle seçim öncesi bu tür düzenlemelerin anayasayı ve yasaları, siyasi partiler kanununu arkadan dolanarak, bypass ederek bu seçimde uygulanamayacağını, zaten bildiğimiz ama uygulanmak isteneceğini de bildiğimiz düzenlemenin yanlış olduğu kanaatindeyiz.

 

TOBB Başkanının yaptığı açıklamayı da dibine kadar siyasete bulaşmış, temsil ettiği kitlelerin hak ve hukukunu korumakta yetersiz kalmış, bugün ülkenin yaşadığı sistematik bir çöküşün iktisadi alanda yaşandığı, üretim değer zincirlerinin çöktüğü bir dönemde “kriz var” diyemeyenlerin üzerlerine vazife olmasa bile geçmişte TOBB Genel Kurulunda ana muhalefet lideri Sayın Kılıçdaroğlu’na verdiği cevaptaki üslubuyla da siyasete angaje olduklarını biliyoruz. Türkiye’nin en örgütlü odalarından biri Ziraat Odaları Birliği’nin yasak savma kabilinden açıklamalarıyla temsil ettikleri kitlelerin hukukunu zaten koruyamamaktadır. Bu açılardan, TOBB Başkanının açıklamalarını bir zaytung haberi bir kara mizah olarak değerlendirmek mümkün.

 

“Ekonomik sıkıntıların bittiği değil, başladığı bir dönemdeyiz”

 

İktidar kabul etse de etmese de ülkemizde çok ciddi bir iktisadi daralmanın, çöküşün, sadece tarımda değil hizmetler sektöründe, genel ekonomide ciddi sıkıntıların bittiği değil başladığı bir dönemin içindeyiz.

 

İktidarın en son olarak enflasyonun sorumlusunu Polatlı’da yakaladığına şahit olduk. Türkiye’nin 242 bin km2 ekilebilir dikilebilir bir ülke olmasına rağmen en temel tarımsal maddeleri bile üretme noktasında fiyatlama konusundaki politikasızlığının istikrarsızlığının sonuçlarını hepimiz yaşıyoruz.

 

Patates ve soğan fiyatlarındaki çarpıklık stokçu kovalamakla değil, tarım ürünlerinin ve fiyatlama istikrarını kazandırıcı politikalarla ancak giderilebilir. Bir tarafta lisanslı depoculuğu özendirip bu manada teşvikler verirken, soğuk hava depoculuğunu özendirip teşvikler verirken maalesef maliyetlerini bile karşılamakta yetersiz kalan üreticimizin depoları basarak bu soruna çözü getiremezsiniz.

 

Kimi zaman kişiselleşmiş üçüncü dünya ülkelerine benzer bir şekilde dünyanın en büyük 17. ekonomisi olarak övündüğümüz ve her geçen gün geriye doğru gittiğini bildiğimiz Türkiye şartlarında demokrasi ve hukuktan başlayarak Türkiye’nin yeniden başta yerli sermayeye, beraberinde yatırım ve tasarruf açığı olan bir ülkede uluslararası alandan doğrudan yatırımcı ve kaynak çekebilmek noktasında yeniden demokrasiye dönmek zorunluluğu vardır.

 

“TÜİK illüzyon kurumu haline getirildi”

 

Hazine ve Maliye Bakanı enflasyonun yılsonunda yüzde 20’ler civarında çıkacağını söylediler. Buradan sormak isterim; uzun süredir TÜİK’in neredeyse illüzyon kurumu haline getirdiler. Siyasi öncelikleri çerçevesinde gelir ölçüm metotları ortaya koyarak enflasyonda da acaba bir illüzyon mu yaratılacak?

 

“Suudi Arabistan’ın Yemen’deki müdahalesine ses çıkarmıyorlar”

 

Türkiye’nin yüksek gerilim hattında seyreden siyaseti içerisinde Türkiye’de işlenen Kaşıkcı cinayeti meydana geldi. Açık ve planlı bir şekilde Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda bu cinayetin ne kadar vahşice işlendiği basına sızan açıklamalarda da ortaya çıktı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti başından itibaren önemli bir süreci yürüttü, bu konudaki olumlu düşüncelerimizi paylaşmıştım.

 

Özellikle uluslararası kamuoyunda Suudi Arabistan’a karşı açık veya kapalı birtakım yaptırımlar uygulanıyor. Her nasılsa uluslararası kamuoyunda Prens Selman ile ilgili ciddi ithamlar varken Türkiye’nin bu ithamları Arabistan yönetimi ve Prens Selman’a yöneltememesinin nedenini bizler de merak etmekteyiz.

 

Bölgede 15 yıllık iktidarları boyunca güçlünün değil haklının yanında olacaklarına, zalimin değil mazlumun yanında olacaklarını ifade edenler niçin özellikle Suudi Arabistan’ın Yemen’deki müdahalesi vesilesiyle her gün onlarca yüzlerce insanın öldüğü bir müdahaleye ses çıkarmadığını da ahbap çavuş ilişkileri içerisinde şekillendirilmiş dış siyasetin sonucu olarak görmekteyiz.

 

“Prens Selman’ın görüşme talebi”

 

Bugün sabah Dışişleri Bakanımız, Arjantin’de Prens Selman’ın Cumhurbaşkanımız Ak Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan ile görüşme talebi olduğunu ifade ettiler. Uluslararası kamuoyunun bu şekilde gayrimeşru ilan etmesine gelmiş bir şahısla Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının görüşebilme ihtimalinin olmasını da büyük bir eksiklik olarak değerlendiriyorum.

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti müstakil, sorumlu bir ulus devlet olarak kendi ülkesinde, kendi topraklarında işlenmiş bir cinayetin de peşinden sonuna kadar gitmelidir. Bu hususta özellikle ABD Başkanının meseleyi bir ticari boyuta indirgeyerek üstünü kapatma girişimlerine karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hiçbir şekilde, ne riyallerin ne dolarların bu kan izini silemeyeceği gerçeğinden hareketle, bu meseleyi daha fazla gündem haline getirmesini beklemekteyiz.

 

Türkiye’nin elbette 2019 yılı yerel seçimleri sürecinde Demokrat Parti olarak hazırlıklarımızı yapmaktayız. 2 Aralık’ta genişletilmiş Temsilciler Meclisi toplantımızı Ankara’da gerçekleştireceğiz.

 

İktidarın ve yedeğine aldığı birtakım siyasi unsurlarla beraber yerel yönetimlerde nitelikli bir hizmet yürütmek yerine 94 yılından bu yana siyaseti kirli kaynaklarla kirletmenin yolu haline gelmiş yerel yönetimleri ele geçirme ve elde tutma stratejisini devam ettirmek için zorunlu bir işbirliğinin gündemlerine girdiğini görüyoruz.

 

Elbette iktidar galip çıkmak için birtakım atraksiyonlar yapacaktır. Özellikle Türkiye’nin kutuplaştığı ve birçok meselesini tartışamaz hale geldiği demokratik düzeninin sadece işliyormuş gibi görünmesinin yetmeyeceği yerel yönetimler seçimlerinde alınacak neticenin muhalefet adına da siyasal iklim içerisinde iktidarı dengelemek noktasında önemli bir fonksiyon görecektir. Toplumsal muhalefetin meşruiyet alanını genişletmesi adına sadece siyasi partiler değil sivil iktisadi tüm unsurlarıyla beraber önümüzdeki döneme muhalefet partilerinin de hazırlanmasını önemli bulmaktayım.”

 


Kaynak ( DP )