Genel Başkanımız Gültekin Uysal, TBMM Genel Kurulu’nda devam eden 2019 Bütçe Görüşmelerinde söz aldı
False
Genel Başkanımız Gültekin Uysal, TBMM Genel Kurulu’nda devam eden 2019 Bütçe Görüşmelerinde söz aldı
13 Aralık 2018 Perşembe

“15 yılda zaman zaman "reform", "değişim", "dönüşüm" adı altında hem bakanlıkların hem genel müdürlüklerin birleştirilmesi, etkin bir yönetim değildir”

“Gönül ister ki bütçe yapım süreçleri 7,5–8 ay gibi geniş bir zamana yayılsın”

 

(DP Basın Merkezi – 12 Aralık 2018) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, TBMM Genel Kurulu’nda devam eden 2019 Bütçe Görüşmelerinde söz aldı.

 

TBMM Genel Kurulu’nda 2019 Bütçe görüşmeleri sırasında söz alarak bir konuşma yapan Genel Başkanımız Gültekin Uysal, bütçe görüşmelerinin daha uzun bir zaman dilimi içerisinde kurumlarda yeteri kadar müzakere edilebilme imkanı bulmasını temenni ederek başladığı konuşmasında madencilik sektöründe yapılan düzenlemelere ilişkin konuşma yaptı.

 

Uysal, şunları kaydetti:

 

“Sayın Başkanım, çok kıymetli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

 

Bugün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, beraberinde bağlı kuruluşlar, beraberinde Ticaret Bakanlığının bütçesini görüşüyoruz. Gönlümüz arzu eder ki; hükümet sistemi değişikliği sonrası, başkanlık modellerinde olduğu gibi, bütçe yapım süreçlerinin yedi buçuk sekiz aylık bir zamana yayılarak kurum kurum, genel müdürlük genel müdürlük müzakere edilerek Genel Kurul zemininde de müzakere sonuçlarının ortaya koyulabilmesidir.

 

Ben bugün özellikle Türkiye'nin ihracatı içerisinde seksende 1 oranında ihracata tekabül eden doğal taş sektörü başta olmak üzere topyekûn madencilik sektörü, eski adıyla “Maden İşleri Genel Müdürlüğü”, yeni adıyla -birleştirilmiş- “Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü” hususunda düşüncelerimi ifade etmek istiyorum.

 

“Madencilik sektörü, öngörülemez hale geldi”

 

On beş yıllık zaman dilimi içerisinde zaman zaman "reform", "değişim", "dönüşüm" adı altında hem bakanlıkların hem genel müdürlüklerin birleştirildiği, parçalandığı süreçlere şahit olduk. Son olarak kararnamelerle bu sistem değişikliği sonrası Enerji Bakanlığı bünyesinde de Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nün geçmişte Maden Dairesiyle, sonrasında müstakil Genel Müdürlükle, şimdi de Petrol İşleriyle birleştirildiğini görüyoruz. Ben mahiyeti itibarıyla, iştigal sahası itibarıyla Enerji Bakanlığı’nın bünyesinde olmasına rağmen iki farklı genel müdürlüğün birleştirilmesinin çok etkin bir yönetim sağlayacağı kanaatinde olmadığımı öncelikle söylemek isterim.

 

Bugün bu bütçe kapsamında son yıllarda özellikle Maden Kanunu'nda çok sık yapılan değişiklikler madencilik sektörünü de öngörülemez hâle getirmiştir. Bu açıdan, 7/12/2018 tarihinde Maden Kanunu'nda değişiklik yapan yeni bir teklif de Büyük Millet Meclisi’ne sunulmuştur. Sektör temsilcileri ve birlik temsilcileriyle yaptığım değerlendirmelerde de gördüğüm; kendileri bu süreç içerisinde "Ben yaptım oldu" mantığı içerisinde bir teklifle karşı karşıya kaldıklarını ifade ederler.

 

Türkiye gibi kronik dış ticaret açığı, kronik cari açık problemi olan ve millî güç ve kaynaklarını azami düzeyde aktif hâle getirme mecburiyeti olan bir ülkede; kırsal alanda istihdam sağlayan böyle bir alanla ilgili düzenleme yaparken bütün paydaşlarıyla beraber ortak bir anlayış içerisinde bu sürecin, yeniden kanun yapım sürecinin tercih edilmesi gerektiği kanaati içerisindeyim.

 

“2012’de yürürlüğe giren genelge, sektörün küçülmesine vesile oldu”

 

Özellikle 16 Haziran 2012 tarihinde yürürlüğe giren Başbakanlık Genelgesi ile izin süreçlerinde yaşanan gecikmeler, belirsiz süreçler sektörün potansiyel büyüme hızının altında kalmasına hatta küçülmesine de vesile olmuştur.

 

Türkiye'de hepimizin bugün üzerinde büyük hassasiyet göstermesi gereken konu; hukuk devleti ve demokrasinin ekonomilerin en temel girdisi olduğudur. Asli yetkinin icracı bakanlıkta olmasına rağmen Danıştay’ın verdiği kararın hilafına maalesef geçmişte 24 Haziran seçimlerine kadar Başbakanlık bünyesindeki komisyon üzerinden uzun ay ve yıllara dayanan yatırımların geciktiği, istihdamın yaratılamadığı böyle bir etki analizi dairesinde sonuç ortaya çıkmıştır. Özellikle dünya ülkelerinin ekonomilerinde yaşanan çalkantılar, ticari savaşlar, bölgesel savaşlar da bu hususta ihracatı etkilemiştir.

 

“Sektör sanki Ceza Kanunu'na dönüştürülmüş durumda”

 

2013 yılında 2 milyar 186 milyon dolarlık bir ihracata ulaşmışken bu saymaya çalıştığım etkenler dolayısıyla geriye doğru gitmiş ve bugün 2017 yılı itibarıyla 2 milyar 60 milyon dolar civarında ihracatı vardır. Bu ortamda moral ve desteğe ihtiyaç duyan sektörün sanki Ceza Kanunu'na dönüştürülmüş bir kanun teklifiyle de karşı karşıya kaldığı hususundayım. Özellikle sektörün yüzde 98'ini oluşturan KOBİ'lerin...

 

KOBİ niteliğinde olan şirketlerle büyük şirketleri mukayese ederek son beş, sekiz yıllık zaman zarfı içerisinde yapılan düzenlemelerde harçlarla ilgili ciddi artırımlar meydana gelmiştir. Ruhsat bedelleri maden sınıfına bağlı olarak arama ruhsatlarında yüzde 700'lere, işletme ruhsatlarında yüzde 100'lere varan oranlarda artırılmıştır.

 

“Ruhsat güvencesinin pekiştirilmesi gerekirken

güvencenin azaltıldığını görüyoruz”

 

Bu açıdan baktığımızda, bu kompozisyonu da önümüze aldığımızda, kalkınma planlarında da ortaya konulduğu gibi, özellikle ruhsat güvencesinin daha da pekiştirilmesi gerekirken bu son teklifle beraber güvencenin azaltıldığını görüyoruz.

 

Ruhsat bedelleri ve devlet hakkı oranlarının yükseltilmesiyle beraber de özellikle ruhsat alanlarındaki mümkün ve muhtemel rezervlerin kısa sürede görünür rezerv hâline dönüştürülmesi imkânı ortadan kalkmaktadır. Ben bu açıdan her vesileyle büyük plan ve mega sunumlarda yüzde 1 düzeyindeki gayrisafi milli payının yüzde 5'ler seviyesine çıkarma noktasında bir hedef ifade edilirken fiilî uygulamalar ve yapılan düzenlemelerle maalesef bunun tersi istikamette politikalar ortaya konulmaktadır.

 

Bu açıdan sektörün şeffaf uygulamalarla öngörülebilir hâle getirilmesi, ruhsat güvencesinin artırılması, sektörün önünün açılması Türkiye'nin öncelikli gündem maddelerinden biri olmasını temenni ediyor, bütün Genel Kurulu, siz değerli milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.”

 


Kaynak ( dp )