Demokrat Parti Basın Açıklamaları


Genel Başkanımız Gültekin Uysal, yazılı bir açıklama yaptı “Birilerine verilmiş bir söz, bir taahhüt mü var?”

“Birilerine verilmiş bir söz, bir taahhüt mü var?”

(DP Basın Merkezi – 30 Mart 2020) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, yazılı bir açıklama yaparak “Birilerine verilmiş bir söz, bir taahhüt mü var?” dedi.
Genel Başkanımız Uysal, ülkemizde alınan tedbirler her geçen gün artırılırken, önümüzdeki birkaç gün içinde sokağa çıkma yasağı da gündeme gelmişken; hükümetin, ihale ve inşaat işlerini bir kenara bırakmasını, vatandaşın gerçek ve öncelikli gündemi olan “işi ve aşı hakkında” tedbirler alması gerektiğini söyledi.
Korona virüsün Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel salgın olarak ilan edildiği ve Türkiye’de ilk vakanın görüldüğü11 Mart tarihinden bugüne kadar geçen bu olağanüstü süreçte koruma altındaki doğal alanların yapılaşmaya açıldığını ve peşinden Kanal İstanbul için ilk 2 ihalenin yapıldığını ifade eden Uysal, şunları kaydetti:
“Millet can, bunlar ihale ve inşaat derdinde”
“11 Mart 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel salgın ilan edilen Korona virüs giderek tüm dünya ülkelerine yayılırken, ülkemizde de korona virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 131’e, enfeksiyon tespit edilen vaka sayısı ise 9.217’ye yükselmiştir.

Korona virüsten etkilenen ülkeler ardı ardına sınırlarını kapatır, sokağa çıkma yasakları ilan eder, işyerleri kapatılır, milyonlar işsiz kalırken, Hükümetler bu zor günleri atlatmaları için vatandaşlarına nakit ödeme dâhil, peş peşe çeşitli yardım ve destek paketleri açıklıyorlar.

Ülkemizde de peş peşe pek çok tedbirin alındığı çok zorlu bir süreç yaşanıyor. Ancak milletimizde oluşmaya başlayan kanaat, hükümet tarafından alınması gereken tedbirlerin gecikmeli olarak alındığı, milletin yarınlarından ciddi şekilde endişe ettiği şeklinde gerçekleşiyor. İyi düşünülmemiş, aceleye getirilmiş, hesaplanmamış önlemler alındığı için birkaç gün sonra bunların yetersizliği görülüyor ve ek tedbirlere ihtiyaç duyuluyor.

“Koruma altındaki doğal alanlar yapılaşmaya açılıyor”

İşte böylesine olağanüstü bir ortamda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 16 Mart 2020 tarihinde Resmi Gazete’ de yayımlanan “Korunan Alanların Tespit, Tescil Ve Onayına İlişkin Usul Ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile koruma altındaki doğal alanlar yapılaşmaya açılmıştır. Yönetmeliğin 6 (3) maddesinde, “… nitelikli doğal koruma alanlarında izin verilen faaliyetlere ek olarak, doğal ve kültürel bakımdan uyumlu düşük yoğunlukta faaliyetler, entegre tesis, turizm ve yerleşimlere izin veren alanlardır.” İfadesi yer almaktadır.

Bu yönetmelik ile askeri bölgeler, su ve orman havzalarından sonra şimdi de koruma altındaki doğal alanların yerleşime açıldığı anlaşılmaktadır. Üstelik bu düzenleme halkın Korona virüs salgınıyla boğuştuğu bir döneme denk getirilerek, kamuoyunun dikkatlerinden kaçırılmaktadır. ‘Düşük yoğunlukta' denilerek sözde yumuşatılmaya çalışılsa da, yoğunluğu ne olursa olsun adı geçen bölgelerin imara açılacağı anlaşılmaktadır.

Kentsel değerlerin, kentlerin ortak kullanım alanlarının, askeri bölgelerin, su ve orman havzalarının yerleşmeye açılması yetmemiş olacak ki, yeni düzenleme ile doğal alanlar da imara ve kaçınılmaz olarak yerleşmeye, yapılaşmaya açılmaktadır.

“Kanal İstanbul’un ilk 2 ihalesi yapıldı”

Bunu takiben, 26 Mart 2020 tarihinde Kanal İstanbul için ilk ihale yapıldı. Karayolları 1. Bölge Müdürlüğü tarafından Kanal İstanbul’un etki alanında kalan tarihi Odabaşı ve Dursun köy köprülerinin rekonstrüksiyon projeleri için gerçekleştirilen ihaleye 5 firmadan teklif geldi.

Medyada yer alan fotoğraflarda, gerek ihale komisyonu üyeleri, gerekse teklif verecek şirket yetkililerinin tamamının maske taktığı görülüyor. Maske takılarak ihaleye girilen ilk ülke olarak dünya tarihine geçtik.

“Turhan, İstanbul ihalesini alan firmada bir yanlışlık mı yaptı acaba?”

Var oluş nedeni ihale ve inşaat yapmak olan AKP iktidarı dayanamıyor, bekleyemiyor. Dünya yıkılsa araya bir imar değişikliği, inşaat için mevzuat değişikliği, bir ihale daha koyuyor. 82 milyon vatandaşımız can derdindeyken, tarihi köprülerin taşınması için ihale vermek akıl alır gibi değil.

İşin daha da garibi, ihale yapıldıktan bir gün sonra Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanı Mehmet Cahir Turhan bir gece yarısı kararnamesi ile görevinde alınmasıdır. İnsan ister istemez sormadan yapamıyor: Bakan Turhan, Kanal İstanbul ihalesini alan firmada bir yanlışlık mı yaptı acaba?

“Koyun Can Derdinde, Kasap Et Derdinde”

Ülkemizde böylesine olağanüstü koşulların yaşandığı, bütün vatandaşların Korona virüs salgını nedeniyle geleceğinden endişe ettiği, hatta paniklediği bir dönemde, söz konusu düzenlemelerinin yapılması da, ister istemez akıllara “Koyun Can Derdinde, Kasap Et Derdinde” atasözünü hatırlatmaktadır.

Bugün vatandaşlarımız gelecek ay ev kirasını, su ve elektrik faturasını, okul taksitini nasıl ödeyeceğini düşünmekte, kendisinin ve ailesinin yaşamından ve geleceğinden endişe etmektedir.

“Birilerine verilmiş bir söz ya da taahhüt mü var?”

Her bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının hayatı her şeyden daha önemlidir. Oysaki Hükümet böylesine fevkalade bir ortamda bile, inşaat gibi, ihale gibi konuları kendi önceliği olarak görmeye devam ediyor. Bu tür uygulamaları böylesine olağandışı zamanlarda yapmakta hiçbir sakınca görmemektedir. Bu tür ihaleleri ya da idari kararları birkaç aylık kısa bir süre için bile olsa bekletemiyor.

Bütün bu yaşananlar ışığında, haliyle, bizler de kendimize soruyoruz. Acaba birilerine verilmiş bir söz ya da taahhüt mü var?

Demokrat Parti olarak, böylesine olağanüstü koşullarda yapılan böylesi uygulamaları şiddetle kınıyoruz. Hükümetin, içinden geçmekte olduğumuz durumun vahametini anlayarak, inşaat ihaleleri ve imar ile ilgili düzenlemeler yapmak yerine, 82 milyon vatandaşımızın sağlığı nasıl korurum diye düşünmesini bekliyoruz.

Ayrıca, ülkemizi yönetenlerin halkınızın bugün yaşamakta olduğu ve giderek derinleşen sıkıntıları çözmeye, vatandaşın işi ve aşı ile ilgili tedbirler almaya davet ediyoruz.”