Demokrat Parti Basın Açıklamaları


Genel Başkanımız, toplanacak yardım paralarının ve harcanacağı alanların TBMM tarafından denetlenmesini önerdi

Genel Başkanımız, toplanacak yardım paralarının ve harcanacağı alanların TBMM tarafından denetlenmesini önerdi

“Türk milleti yardımseverdir, hamiyetlidir, yeter ki yardımlarının nereye harcandığından emin olsun”


(DP Basın Merkezi – 03 Nisan 2020) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, toplanacak yardım paralarının ve harcanacağı alanların TBMM tarafından denetlenmesini önerdi.

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, “Türk milleti yardımseverdir, hamiyetlidir, yeter ki yardımlarının nereye harcandığından emin olsun” diyerek vatandaşın kafasında soru işareti kalmaması için, Milli Dayanışma Kampanyası ile toplanacak yardım paralarının toplanması ve harcanmasının TBMM’de bütün siyasi partilerin temsilcilerinden oluşturulacak komisyon tarafından denetlenmesi gerektiğini söyledi.

Uysal, yaptığı yazılı açıklamada iktidar tarafından kamu varlıklarının satılarak heba edildiğini ifade ederek “Deniz bitti, kasada para kalmadı. Korona virüs dolayısıyla vatandaşlarına yardım için yardım kampanyası başlatıyorlar” eleştirisinde bulundu.

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

“Ellerinde kala kala “Milli Dayanışma Kampanyası” kaldı”

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan 30 Mart 2020 tarihinde yaptığı millete sesleniş konuşmasında, “Biz bize yeteriz Türkiyem" diyerek Milli Dayanışma Kampanyası başlattı. Böylece, korona virüs salgını karşısında bütün devletler vatandaşlarına para aktarırken, bizde vatandaştan para toplanmasının yolu açıldı.

Bu çağrı aynı zamanda, 2020 yılı itibariyle Devletin ve Hazinenin ne durumda olduğunu, ne hale getirildiğini gösteren iyi bir örnek oldu.

Bu vesileyle şu soruları sıkça sorar olduk:

“AKP’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 genel seçimlerinden bugüne kadar geçen yaklaşık 18 yıllık dönemde nereden nereye geldik? İktidar hangi kaynakları kullandı?”

“Geleceğimizi satmaya başladılar”

Bu 18 yılda neler oldu?

Cumhuriyet dönemi boyunca kurulan Telekom, SEKA, Sümerbank gibi varlıkları haraç mezat satarak özelleştirme geliri 71 milyar dolar harcadılar.

Halkımızdan 2.240,8 milyar dolar (2,2 trilyon dolar) tutarında vergi toplayıp, sadece faiz harcamalarına 522,2 milyar dolar harcadılar.

80 yılda oluşan 64,5 milyar dolarlık kamu dış borç stokunu 148,3 milyar dolara, 149 milyar TL olan kamu iç borç stokunu 782,9 milyar TL ‘ye çıkardılar.

Kamu Özel Sektör İş birliği (KÖİ) projeleri ile, köprü, tünel, havalimanı ve hastanelerin 60 milyar dolarlık yatırım karşılığı 94,9 milyar dolarlık gelecekteki gelirine verilen garantiler ve borç üstlenim sözleşmeleri ile geleceğimizi ipotek altına aldılar.

Özetlersek; önce geçmişimizi sattılar, sonra bugünümüzü sattılar ve en sonunda geleceğimizi satmaya başladılar.

“Sanal büyüdüler, yandaş zenginleştirdiler”

İktidarı döneminde har vurup harman savurarak ülkemizde “sanal büyüme” ve “yandaş zenginleştirme” yaratan iktidar, bugün Türk halkını tarihin en derin ekonomik krizinde, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı ve işsizlik sarmalı ile karşı karşıya bırakması yetmezmiş gibi, bir de “Milli Dayanışma Kampanyası” ile yardıma çağırıyor.

Peki, harcanan bu paralar nerelere gitti?

Hemen söyleyelim; bu paralar yandaşa, duble yol, TOKİ ve KÖİ müteahhidine, ihale takipçilerine, külliyeye, yazlığa, kışlığa, biri Boeing 747-8 'Uçan Jumbo' olmak üzere 16 uçağa, külliyeye ait 268 lüks araçla birlikte 125 bin makam aracına, yabancı ülkelerde yapılan milyarlarca dolarlık projelere harcandı.

‘Örtülü ödenek’ten yapılan harcamalar her yıl rekorlar kırıyor. 2002-2019 yılları arasında “Gizli Hizmet Giderleri” adı altında örtülü ödenekten yapılan harcamalar 16.518,5 milyar TL karşılığı olan 6,9 milyar dolara ulaşmıştır. Ne üzücüdür ki bu paraların kime, nerelere harcandığını hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz.

Resmi açıklamalara göre, ülkemizde misafir etmekte olduğumuz kayıtlı-kayıtsız yaklaşık 5,3 milyon Suriyeli sığınmacı için 8.5 yılda 40 milyar dolar harcandı. Cumhurbaşkanı sadece birkaç hafta önce “40 milyar doları bu işte harcayan Türkiye, evelallah bir 40 daha harcar. Bu milletin bereketli olan kesesi vardır” dedi.

Suriye macerasının maliyeti sadece bununla sınırlı değil. Türkiye, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve İdlib harekâtlarını yaptı ve 10 bin kilometre kare civarında bir alanı kontrol ediyor. Oralarda yerel yönetimler oluşturdu, alt yapı hizmetleri veriyor, personel eğitilip donatılıyor, maaşları ödeniyor vs. Bu kapsamda yapılan harcamaları hiç bilmiyoruz. Buna, güvenlik endişeleri ile Irak ve Libya da yapılan operasyonları da eklemeliyiz.

“Merkez Bankası’nın kasasında tek kuruş kalmadı”

İktidar, 2019'da Merkez Bankası’nın 78 milyar TL tutan kâr ve ihtiyat akçesine el koyup yerel seçimde harcadı. Bu yıl ise 41 milyar TL'sine el koydu, yandaş müteahhitlere ödeme yaptı.

Sonuçta Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın kasasında bugün kullanılabilecek tek kuruş kalmadı.

Merkez Bankası'nın net döviz rezervi ise yılın ilk 2,5 ayında yarı yarıya azalarak 18 milyar dolara geriledi! Bu, 14 Aralık 2006 tarihinden bu yana görülen en düşük tutardır! SWAP yoluyla aldığı emanet dövizler düşüldüğünde ise, Merkez Bankası'nın kasası tamtakır olmuştur!

Ancak, ne yaman çelişkidir ki, bu süre zarfında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, IMF'nin Türkiye'den 5 milyar dolar belki de avro borç istediğini, kendisinin de "verin" dediğini ve bunun ardından IMF'in borç istemekten vazgeçtiğini müteaddit kereler söyledi.

“Sokağa çıkma yasağı ilan etmeyerek halkın sağlığını tehlikeye atıyorlar”

Bugün geldiğimiz noktada ise, uzmanların çağrılarına karşı, iktidar zaten krizde bulunan Türkiye ekonomisinin tamamen durmaması için, halkın sağlığını tehlikeye atarak “sokağa çıkma yasağı” ilan edemiyor, bunun yerine "gönüllü karantina" uygulamasını tercih ediyor.

Hükümetin sokağa çıkma yasağı ilan etmemesinin altında ise, ekonomik gerekçeler yatıyor.
Hükümet iktidarının geleceğine karşı, halkın, belki binlerin on binlerin hayatını riske atıyor.

“Vatandaşlarına yardım etmek için yardım kampanyası başlattılar”

Hükümet; deniz bittiği ve kasada para kalmadığından dolayı, korona virüsten etkilenerek kapanan işyerleri için, çalışmayan, işsiz kalan vatandaşlarına yardım etmek için yardım kampanyası başlatıyor.

Korona virüs salgını, 18 yıllık AKP iktidarının nelere mal olduğunu göstermek gibi bir işlev üstlenmiş sanki... Neresine dokunsanız elinizde kalıyor.

“Umarız yardımlar hesapsız harcanmaz”

Ümit ederiz ki, “Biz bize yeteriz Türkiyem” kampanyası ile toplanacak paralar, 17 Ağustos ve 19 Kasım depremleri sonrasında, “deprem vergisi” adı altında toplanan 66 milyar TL gibi hesapsız kitapsız harcanmaz. Umarız 15 Temmuz şehit ve şehit yakınları için toplanan paralar gibi akıbeti belirsiz olmaz.

Bu amaçla, hükümete bir teklif sunmak istiyoruz:

TBMM çatışı altında yer alan bütün partilerin temsilcilerinden oluşan bir komisyon oluşturularak, Milli Dayanışma Kampanyası kapsamında toplanacak yardım paralarının ve harcanacağı alanların denetlenmesi yapılmalıdır.

Halkın yapacağı bağışların nereye gideceğinden emin olmasının tek yolu budur. Böyle bir olağanüstü dönemde şeffaflık son derece önemlidir.

Türk milleti yardımseverdir, hamiyetlidir, yeter ki yardımlarının nereye harcandığından emin olsun. Takdir yüce milletimizin.”